Üç Çingene Kadın
“Ver
o parayı!”
“Ne
verecem be?”
“Ver
bak!”
“Vermem.”
“Polis
çağırırım.”
“Çağır
hadi!”
“Ararım
bak!”
“Ara
ara. Ben de silkişiyoduk, derim.”
Aslında
tam olarak böyle dememişti: silkişiyoduk. Kadın bunun eksik harflisini der
demez, adam sustu.
Der
demez diyen kadın, iki eliyle kazağını tuttuğu gibi boğazına kadar sıyırdı.
Kara, iri, uzun memeler aşağı aşağı sarktı. Diyen kadın der demez diğeri,
şalvarını dizlerine kadar indirip, kıçı kocaman havada, eğildi. Kadınlardan
üçüncüsü hiçbir şey yapmadan gevrek gevrek gülerek yürümeye başladı. Adam da
ters yöne kıyın kıyın seğirtti… Eriyip gitti hatta.
Tüm
bunlar yirmi saniye ya sürmüş ya sürmemişti. Ama ben bu kısacık zamanda bir
Çingene kıçının oturmanın şeklini nasıl aldığını, Çingene memelerinin Afrika’ya
özgü dolgun meyveler gibi nasıl ağırlaştığını görmüş ve bu hareketleri nasıl
yapabildiklerine şaşırmıştım. Yanımdakiler hiç de şaşırmış görünmüyorlardı ve ben
utanmıştım da… Çok utanmıştım. L harfiyle sinkaflı sözler gizlemeye çalışmam
bundandır. Yalan.
“Yürrüüü
apartuman çocuu!” Para kadınlarda kaldı.
Yorumlar
Yorum Gönder